Çilimli
Orhan Gazi’nin yol arkadaşlarından Konur Alp Gazi’nin fetih hareketinin yönünü Bizans Prusias’ına ( bugünkü Konuralp beldesi) çevirmesiyle 14. yüzyılın ilk çeyreğinde başlar.
Daha öncesinin Çilimli bölgesindeki yaÅŸama ait eser, kalıntı ve kaynak mevcut deÄŸildir. Osmanlı Tarihinin ilk yazılı tarih kitabı olarak kabul edilen ve tüm tarihçilerin birinci elden kaynağı olan AşıkpaÅŸazâde’nin Tevarih-i Âli Osman’ında (Prusias) Düzbazar’ın fethi bahsi ÅŸöyle anlatılmaktadır.
“Konur Alp, kılıcı Bolu’ya saldı
Veli, Akyazı’ da, Düz Bazar’ı aldı
Uzunca Bel’ de kafirle buluÅŸdı,
İki gün, iki gece hoÅŸ dürüÅŸdi
Oradan kafiri döndürdü, kovdu
Konur Alp, döndü Düz Bazar’a geldi.”
Burada Çilimli ile alakalı olan kısım muhakkak ki; 1321 yılında savaşın yapıldığı yer olup, bugün yeri tespit edilemeyen “Uzunca Bel’in, Çilimli bölgesi olabileceÄŸidir. Evliya Çelebi’nin 1640 yılında kaleme aldığı Seyahatnâmesi’ nde bu bölgeden kısaca bahsetmekte;” GümüÅŸabad (GümüÅŸova), Üskübü (Konuralp) ve AkçaÅŸar’ı (Akçakoca) yol güzergâhı olarak vermektedir.
Düzce’nin manevi odak noktası olan Çilimli’de; Fatih Medresesi Müderrisi (Profesör) olup, daha sonra Bolu’ da medfun Hayreddin Tokadi hazretlerinin talebelerinden olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.) torunlarından Muhammed Bakır neslinden, Aliyyü’l Muslihiddin Hazretleri, pirdaşı olan Åžeyh Åžaban-ı Veli hazretleri ile birlikte 1526 yılında Çilimli Yukarı Karaköyü’ne gelmiÅŸler ve bugün türbesinin bulunduÄŸu mahale yerleÅŸmiÅŸlerdir. Oranın o dönemde Cuma mescidi olduÄŸu, çevresinde küçük yerleÅŸimler olduÄŸunu, Åžeyh Saban-ı Veli Asitanesi PostniÅŸinlerinden 1636 yılında vefat eden Kastamonulu Ömer Fuadî Efendi kaleme aldığı Menakıb-ı Åžeyh Åžaban-ı Veli ve Türbenâme isimli eserinde bu bahsi anlatmakta ve Çilimli’nin adını Kokape olarak vermektedir.
Çilimli sınırları içerisinde Aliyyü’l Muslihiddin Türbesi, Yabalı Dede, Hasan Dede, Hızır Dede türbeleri ve Kaplan Dede Dağı zirvesinde Kaplan Dede kabri ile birlikte Osmanlı dönemi’ne ait on adet tarihi mezar taşı bulunmaktadır. Bu tarihi mezar taÅŸlarının tarihleri 1700 – 1800 yılları arasını kapsamaktadır. Yine Halvetiyye Tarikatı, Åžabaniyye Åžubesi, KarabaÅŸiyye Kolu Piri olarak kabul edilen Mutasavvıf Aliyyü’l Alaaddin Atvel KarabaÅŸ-ı Veli’nin (1611-1686) her ne kadar Arapkir doÄŸumlu olduÄŸu bilgisi verilmekte ise de çocukluÄŸu ve gençliÄŸini Çilimli Muslihiddin Efendi tekkesinde geçirdiÄŸi son araÅŸtırmalarımızla kesin ve kat’i olarak netleÅŸmiÅŸtir. Düzce Tasavvuf Tarihi içerisinde Muslihiddin Efendi Tekkesi Düzce bölgesindeki üç tekkeden biri olup, diÄŸerleri bugün yerleri belli olmayan Konuralp merkezde bulunan Åžeyh Åžibli Tekkesi ve Mengencik bölgesinde bulunan bir zaviyedir.
Çilimli halk rivayetlerinde GümüÅŸabad’dan (GümüÅŸova) çıkarılan gümüÅŸün Çilimli’de iÅŸlenmesinden dolayı buraya Çilmi dendiÄŸi anlatılmaktadır. Osmanlı ArÅŸivlerindeki evraklarda da isim Çilmi, Çilmi Karyesi (köyü)olarak geçmektedir. Bu evrakların muhteviyatı; asayiÅŸ, arazi anlaÅŸmazlığı, ÅŸahsi davalar, Tahrir Defteri ÖÅŸür Vergisi kayıtlarıdır. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde Reji (Tekel) İdaresinin iÅŸlettiÄŸi, Düzce’nin tütün deposunu oluÅŸturan Çilimli Tütün Deposuna, İkinci Abdülmamid dönemi 1902 yılında soygun amaçlı büyük bir saldırı yapılmış ve İstanbul merkezli bir tedbir ve tahkikat baÅŸlatılmış, neticeye varılamamıştır. Bu olay Sultan Abdülhamid’in journal defterlerine dahi yansımıştır. DiÄŸer bir Çilimli sorunu ise; İstanbul Tersanesinde gemi yapımında kulanılan kerestelerin Çilimli ormanlarından çekildiÄŸi, malesef o dönemde kerestelik ormanların aşırı derecede katledildiÄŸi bahsi ve derhal tedbir yoluna gidilmesi anlatılmaktadır.
Milli Savunma Bakanlığı ArÅŸivlerinde ise; Birinci Dünya Savaşı dairesi içerisinde baÅŸta Çanakkale Cephesi, Galiçya cephesi, Åžark Kafkas Cephesi ve Irak Cephelerinde Çilimli’nin onaltı vatan evladının ÅŸehit düÅŸmüÅŸ olduÄŸu künye kayıtları ile birlikte yer almaktadır.
Sultan Abdülmecid dönemi ve Sutan Abdülaziz döneminde baÅŸlayan göç hareketlerinde Kafkaslardan, Balkanlardan, Orta ve DoÄŸu Karadeniz’den yoÄŸun göç alan Çilimli, deÄŸiÅŸik kültürlerin buluÅŸma noktası olmuÅŸtur. Cumhuriyet döneminde 23 Ocak 1930 tarihinde; Bolu ili, Düzce İlçesine baÄŸlı olan Çilmi, Hasancılar, Gürcü Hüseyin AÄŸa köyleri ve Mahir AÄŸa Mahallesi birleÅŸtirilip, nahiye kurulmuÅŸ, Çilmi adı ise “GündoÄŸdu” olarak deÄŸiÅŸtirilmiÅŸtir. 19 Temmuz 1934 tarihinde ise nahiyeliÄŸi kaldırılmış, tekrar köy statüsüne döndürülmüÅŸtür. 16 Aralık 1955 tarihinde ise bahsi geçen bu köyler birleÅŸtirilerek Çilmi Köyünde belediye kurulmuÅŸ ve artık adı “Çilimli” olarak kayıtlarda yer almaya baÅŸlamıştır.
1990 yılında ilçe olan Çilimli, 1999 yılında peÅŸpeÅŸe meydana gelen 17 AÄŸustos Marmara depremi ve 12 Kasım Düzce depremlerinde ağır kayıplar vermiÅŸ, sıkıntılı günler yaÅŸamıştır. 1999 yılı Aralık ayında Düzce’nin il olması ile Düzce iline baÄŸlanmıştır